Ulaştığım üç düzgün bilgi şunlardı:
İlki, sözlük tanımı niteliğinde idi. Şöyle yazmışlar: "Liforida: Yabani bir yemiş türüdür."
İkincisi, Nihat Genç'in İhtiyar Kemancı isimli kitabında geçen bir kaç satır ise daha ayrıntılı açıklıyor liforidayı:
...
Babamın çocukluk arkadaşı Rum kızı, Yunanistan'a göçtükten bir müddet sonra intihar etmiş. Babam, tam kırk yıl sonra memleketi gezmeye gelmiş turist oğlundan öğreniyor. Ben de bir akşam Zigana'ya müşteri götürürken, babamdan öğreniyorum. Sislerin içinde yol, sis lambamız da yok. Yavaş yavaş Maçka deresini takip ediyoruz. Babam birden, "liforida, liforida" deyip, frene bastı. Derenin kenarına inip sigara içti. Sular çırpılan bir çarşaf gibi durmaksızın yastıklaşmış kayaların üstüne dökülüyor. Bir müddet sisin içinde gezindi. "O gün de böyle bir sis vardı", "mart dumanı, indi mi, iki ay kalkmaz, Urus köye indi, bizim asker de peşinden, köyde Ermeni, Rum komşularımız vardı, o sisin içinde kim kime ateş etti, kim kaldı, haziran güneşinde öğrendik, ben hasırın içine saklandım" dedi.
Rum kızı, babamdan "liforida" istemiş. Şimdi Zigana'ya çıkıyoruz, orada olurmuş, babamın aklına düştü, zıpkın yemiş gibi. Çünkü liforida, yüksek yaylalarda olur, kuş üzümünden küçük. Morumsu, siyahsı, yerden bir karış yüksekte minik ağaçlarda yetişir. Yazları babamızın yoldan dönerken, liforida toplar Rum kızına götürürmüş, sevgilisi. Oğluyla konuşalı üç dört yıl oluyor, şimdi Zigana'ya çıkıyoruz, aklına düştü. Öylece gömüldük sisin içine. Bir de derenin hışırtısı, bir de hışırtıyla yıkanan babamın yüzü. Geçmişte kalmış anılar, yalanlar. Mart dumanından kim ayıklayıp çıkartacak. Hiçbirimizin bilmediği üç küçük maymun aldı onu götürdü. Liforida, yüksek tepelerde, rüzgâr almayan kıyılarda büyür. Rüzgâr , dallarını kırmasın diye, rüzgâr oyun oynamasın diye, yere, toprağa yapışarak, sürünerek büyür!
...
İlki, sözlük tanımı niteliğinde idi. Şöyle yazmışlar: "Liforida: Yabani bir yemiş türüdür."
İkincisi, Nihat Genç'in İhtiyar Kemancı isimli kitabında geçen bir kaç satır ise daha ayrıntılı açıklıyor liforidayı:
...
Babamın çocukluk arkadaşı Rum kızı, Yunanistan'a göçtükten bir müddet sonra intihar etmiş. Babam, tam kırk yıl sonra memleketi gezmeye gelmiş turist oğlundan öğreniyor. Ben de bir akşam Zigana'ya müşteri götürürken, babamdan öğreniyorum. Sislerin içinde yol, sis lambamız da yok. Yavaş yavaş Maçka deresini takip ediyoruz. Babam birden, "liforida, liforida" deyip, frene bastı. Derenin kenarına inip sigara içti. Sular çırpılan bir çarşaf gibi durmaksızın yastıklaşmış kayaların üstüne dökülüyor. Bir müddet sisin içinde gezindi. "O gün de böyle bir sis vardı", "mart dumanı, indi mi, iki ay kalkmaz, Urus köye indi, bizim asker de peşinden, köyde Ermeni, Rum komşularımız vardı, o sisin içinde kim kime ateş etti, kim kaldı, haziran güneşinde öğrendik, ben hasırın içine saklandım" dedi.
Rum kızı, babamdan "liforida" istemiş. Şimdi Zigana'ya çıkıyoruz, orada olurmuş, babamın aklına düştü, zıpkın yemiş gibi. Çünkü liforida, yüksek yaylalarda olur, kuş üzümünden küçük. Morumsu, siyahsı, yerden bir karış yüksekte minik ağaçlarda yetişir. Yazları babamızın yoldan dönerken, liforida toplar Rum kızına götürürmüş, sevgilisi. Oğluyla konuşalı üç dört yıl oluyor, şimdi Zigana'ya çıkıyoruz, aklına düştü. Öylece gömüldük sisin içine. Bir de derenin hışırtısı, bir de hışırtıyla yıkanan babamın yüzü. Geçmişte kalmış anılar, yalanlar. Mart dumanından kim ayıklayıp çıkartacak. Hiçbirimizin bilmediği üç küçük maymun aldı onu götürdü. Liforida, yüksek tepelerde, rüzgâr almayan kıyılarda büyür. Rüzgâr , dallarını kırmasın diye, rüzgâr oyun oynamasın diye, yere, toprağa yapışarak, sürünerek büyür!
...
Üçüncüsü, biraz daha geniş kapsamlı ve halk tarafından daha fazla bilinen adlarını da içeren şöyle bir bilgi:
Yabanmersini-Likarpa-Lifori doğal yollarla ilçemiz yaylalarındaki orman alanlarında mevcuttur.Trabzon'da genellikle Of ilçesinde ve civarında dikimi yapılmakta, üç yıl içerisinde alınan ürünün kilosu on liradan pazar bulmaktadır.İlçemizde yapılan bir çalışma ile kaymakamlık tarafından gerekli girişimlerde bulunulmuş, dikimi yapılabilmesi için muhtarların arazi demini yapmaları istenmiş fakat bu yıl geç kalındığı için bu çalışma fidan dikim mevsimine ertelenmiştir. İlçemiz yeni mahallede yapılan bir bahçede bu yıl ürün verilmesi beklenmektedir.Vaccinum myrtillus, 30-35 cm yükseklikte, kışın yapraklarını döken küçük bir bitkidir. Yabanmersini, yüzyıllardır yenilebilir, lezzetli bir yabani meyve olarak kullanılmaktadır. Meyvelerinin, 1862 yılında Kuzey Avrupa’da basılan bir kitaba göre ( The Useful Plants For Great Britain, C.P. Johnson) yabani, lezzetli bir yiyecek olarak kullanıldığını, reçel, şurup, tart ve pastasının yapıldığını biliyoruz. Yabanmersini meyvelerine karşı modern ilgi ise 2. Dünya Savaşından sonra meydana geldi. Çünkü yabanmersininin gözlere iyi geldiği artık bir sır değildi. 2. Dünya savaşı sırasında İngiliz Hava Kuvvetleri pilotlarının doktorların önerisiyle bol miktarda yaban mersini reçeli yiyerek gece uçuşlarına çıktıklarını ve yorgun gözlerini dinlendirdiklerini kayıtlardan biliyoruz. Pilotlar, yabanmersini reçeli yedikten sonra gece uçuşlarına çıktıklarında, gece görüşlerinde bir düzelme ve iyileşme hissettiklerini sık sık rapor ediyorlardı. 1960’ ların ortalarında yukarıdaki gözlem ve duyumlar, önce bir laboratuvarda daha sonraları da klinik çalışmalarda yabanmersini meyve ekstrelerinin gözler ve damar sistemi üzerine etkileri üzerine yapılan çalışmalara yol gösterdi. Yabanmersini meyve ekstreleri (özü) üzerine yapılan çalışmalarda bu meyvenin göz ve damar sistemi üzerine olan etkisinin bir bioflavonoid olanantosiyanidinler (anthocyanosides) denilen, toksik (zehirli) olmayan, suda çözülebilir, biyolojik aktif ve antioksidan olan bir grup bileşikle ilişkili olduğunu gösteriyordu. Bu bileşikler antosiyan(anthocyans) türevleri olup, meyve ve çiçeklerdeki kırmızı, mavi ve mor renklerinden sorumlu pigmentlerdir(renk maddeleridir). Yabanmersini meyveleri üzerinde yapılan çalışmaların çoğunda purifiye edilmiş (arındırılmış ve temizlenmiş) ve %25-36 arasında antosiyanidin içeren ekstreler kullanıldı. Yabanmersini ekstrelerinde en azından 15 farklı antosiyanidin bileşiği tespit edildi. Şu anda Amerika’da üretilen pek çok standardize edilmiş yabanmersini ekstresi %25 antosiyanidin içermektedir. Elbette bitkisel kökenli doğal ürünlerin etkisini tek bir etken maddeye bağlamak doğru değildir. Yabanmersini meyve ekstreleri, antosiyanidinlere ilave olarak %7’ye kadar tanen, çeşitli alkaloidler (myrtine ve epimyrtine gibi), en azından 12 farklı fenolik asit (phenolic acid) ve 3 glikozid ( quercitrin,isoquercitrin, hyperoside) içermektedir. Tüm bu bileşikler şu veya bu şekilde yabanmersininin faydalı etkilerine katkıda bulunmaktadırlar. Şu anda Avrupa ve Amerika’da yabanmersini preparatları gece körlüğü ve diyabetik retinopati (diabetic retinopathy- şeker hastalığından kaynaklanan görme ve retina bozukluğu) ve zayıf kan dolaşımını artırmak için kullanılmaktadır. Almanya’da ise ayrıca, ishal durdurucu olarak da kullanılmaktadır.

